Ali TARAKÇI » Blog Archive » Hangi gazetecilik (*)
 

Hangi gazetecilik (*)

Yazar: admin 21 Temmuz 2008

   MEDYA dünyasındaki yeni tartışma internet gazeteciliği üzerine… Ulusal basının önde gelen kalemleri bir kaç gündür sanal ortamdaki gazeteciliği masaya yatırıp geleceğini sorguluyor. Şüphesiz mevcut durumu herkes kendi açısından değerlendirmekte. Yazarların kimisi yakın gelecekte yazılı basının yok olma tehlikesinden söz ederken, bazıları da gerçekte ‘Internet gazeteciliği’ diye bir işlevin olmadığını; haber sitelerinin bol bol dedikodu üretmekten maada bir işe yaramadığını savunmaktalar.
Dilerseniz biz de mevcut tartışmaları, vatandaşın gözüyle ve objektif bir şekilde ele almaya çalışalım. Aslına bakarsanız internet ortamındaki gazeteciliğin belirgin farkı sadece ücretsiz olmasından kaynaklanmıyor. Web ortamında, objektif ve tarafsız yayıncılık gerçeği ön plana çıkmakta… Ulusal basında hakim olan oligopol (yarı tekel) yapı internet piyasasına pek dişini geçiremiyor. Yazılı basında ayakta kalması dev medya kuruluşları tarafından kasıtlı olarak engellenen girişimciler, internet gazeteciliği sayesinde seslerini dünyaya duyurma imkanı bulabiliyor. Öte yandan internet ortamı herkese tamamen açık olduğundan, buradaki sayısız haber sitesinin de bilinçli bir okur süzgecinden geçmesi gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor. 
        Nereden bakarsanız, teknolojinin sağladığı imkânlarla uyanmakta olan kitleler var karşımızda artık. Bunun en güzel kanıtı da, günümüzde yeryüzünde az miktarda kalan despot yönetimlerin, internetin tamamen yada kısmen yasaklandığı ülkelerde varlığını sürdürebilmesi. Bugünün dünyasında Komünist Parti’nin tek bir yayın organı ile kitlelere hakim olabileceğinizi düşünebilir misiniz? Mümkün değil. Çünkü artık her fırsatta sözünü ettiğimiz yurttaş inisiyatifi gerçeği var. İnsanları kandırmak eskisi kadar kolay değil şimdi.   
       Herkes mevcut teknolojik araçları kullanarak gerçeğe ulaşma şansına sahip. Sansür yada otosansürün pek bir hükmü kalmadı gibi…
       Yazılı basının endişesine gelince… Eh, şapkayı önlerine koymanın zamanı geldi de geçiyor bile. Geriye dönüp de “Biz nerede hata yaptık?” demeleri gerekiyor. Milyonlarca doları hortumlayan bir medya patronunun gazetesinde hiç bir şey olmamışçasına, yapılanlardan tek bir söz dahi etmemekle başladı tüm bu sıkıntılar. Gerçekleri ört bas etme çabası günümüz medyasını bu noktaya kadar getirdi. Kendi bünyesindeki şirketlerin reklamını haber kisvesi altında okura sunmak para etmeyecektir bundan sonra. Vatandaş uyanıyor çünkü.
        “Tu kaka” deyip internet gazeteciliğini kötülemek çözüm getirmez ki. Oligopol yapıda yer alan holdinglerin hegemonyasını sürdürme uğruna post modern darbeyi dahi savunanlara, kargalar bile gülüyor artık. Hükmü kalmamış politikaları ısıtıp ısıtıp, okurun önüne ‘çare’ diye sunmanın neresi gazetecilik?
        Neyin yapılması gerektiğinin pekâlâ farkında herkes… Şovenist söylemlerin, asparagasın, olmayanı olmuş gibi göstermenin kimseyi daha fazla kandırmayacağı gün gibi ortada. Varoş insanına tiksinerek bakan patronun gazetesinde, varoşlarda yaşayan insanların çektiği çilelerin haberini yapanlara okur acıyarak bakıyor artık.
        Çözüm gün gibi ortada. Bakmayın siz, bunu beyefendiler de biliyor. Ama düzeltmek işlerine gelmiyor. Başlarını devekuşu misali kuma gömmeyi tercih etmekteler. Ama fazla vakit kalmadı artık. İki seçenek var önlerinde. Ya yazılı gazeteciliği adam gibi, etik anlayışın gerektirdiği şekilde icra edecekler; yada çıkar uğruna zamanında eteğinden ayrılmadıkları demode siyasetçiler gibi tarihin çöp sepetine gidecekler. Karar kendilerinin. 
                                                         (*) Ocak 2005

 


You must be logged in to post a comment.