Ali TARAKÇI
 

Rauf Denktaş heykeli Yaşam Vadisi’ne yapılmak zorunda mıydı?

Yazar: burak zihni 22 Mayıs 2017

Cumartesi günü Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nin açılışı vardı.
Açılıştan önce, Yaşam Vadisi’ni gezdim.
Gezerken ‘bir eksiklik var’ diyordum. Bir eksiklik var.
O eksikliğin bugün ne olduğunu biliyorum.
Çocuk oyun alanları yok.
Çocukların sadece yeşillikler içersinde koşturduğu değil, eğlendiği alanlar yoktu.
Büyüklerin soluklanabileceği, sohbet edebileceği, bir şeyler içebileceği alanlar eksikti.
****
Bu arada Rauf Denktaş heykelini görünce, içimden ‘anlamı nedir bunun, gereksiz’ diye de söylenmeden edemedim.
Sonradan öğrendim ki Denktaş’ın kızı Bizimkent’te yaşıyormuş.
Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan babasının heykelinin dikilmesini talep etmiş.
Bu talep üzerine de İmamoğlu heykeli     yaptırmış.
Ekrem İmamoğlu’nun büyük ihtimalle üniversiteyi Kıbrıs’ta okumuş olmasının da heykeli yaptırmasında belirleyici olduğunu düşünüyorum.
****
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Yaşam Vadisi’ni gezerken ben de tören alanından ayrıldım.
Akşam AKİT TV’de Tuna Öztunç ile beraber yaptığımız Çarpraz Sorgu Programı’nda, gündemde olmamasına rağmen Yaşam Vadisi’nde Makarios’un heykeli gündeme gelince haberim oldu.
Canlı yayında da itiraz ettim.
Yaşam Vadisi’nde dikilen bir Makarios heykeli olmadığını, fark etmediğimi söyledim.
Rauf Denktaş’ın heykelini gördüğümü söylerken, Makarios’un heykeli olduğu söylenen kompozisyon çalışması gelince şöyle dedim: Yukarıda Birleşmiş Milletler arması var. Rauf Denktaş da masaya vuruyor. Bir anlaşma metni imzalanıyor. Büyük ihtimalle Kıbrıs Türk Devleti’nin kurulmasını simgeliyor. Makarios’a karşı masaya yumruğunu vurarak bunu ilan ediyor.Yapılan bel altı vuruşunun da doğru olmadığını ifade ettim. Olmayan bir heykelin yapılmış gibi lanse edilmesinin de yanlış olduğunun altını çizdim.
****
Aynı akşam canlı yayından çıktıktan sonra, Yaşam Vadisi’ne tekrar geldim.
Heykelin bulunduğu yere geldiğimde, iki güvenlik görevlisinin heykeli beklediğini gördüm.
“Hayırdır” dediğimde, yıkacaklarını söyleyen gençler olduğunu söylediler.
Yapılan paylaşımlar, haberler birilerine provakasyon için malzeme sağlıyordu.
İnaçları gereği, hani heykele karşı çıkması gerekenlerin Rauf Denktaş’ın heykeline bir şey diyemeyince, Makarios komposizyonu üzerinden muhalefet yapmaları ise, Beylikdüzü’ndeki muhalefetin yetersizliğini gösteriyordu.
****
Tarih bilgileri kıt olanların, simgeler üzerinden siyaset yapmaya kalkmaları, simgeler üzerinden karşıtına çakmaya, itibarsızlaştırmaya çalışmaları bu topraklarda herkes için geçerli aslında.
Simgelerle konuşuyor, simgelerle düşünüyor, simgeleri sloganlara dönüştürürek taraftarlarımıza gaz veriyor, karşıtlarımızı ise sözde bel altı dövüyoruz.
Galiba bu da bizim kaderimiz.
Makarios denilince aklıma darbeyle
devrilmiş devlet başkanı gelir
Makariso deyince aklıma, birilerinin geldiği gibi sadece Türk düşmanlığı gelmez.
İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesi veren Kıbrıslılar aklıma gelir.
Aynı zamanda milliyetçi ve faşist rum çetelerinin varlığı aklıma gelir.
Aynı zamanda darbeye maruz kalan Kıbrıs Devlet Başkanı aklıma gelir.
Kendisine karşı darbe yapılınca adadan kaçmak zorunda kalan dini lider aklıma gelir.
1967 yılında Yunanistan’da askeri darbe yapılır.
Cunta, Kıbrıs’da Enosis’e ulaşmak için, bizzat Yunan Birlikleri ile Türk köylerine saldırılar başlatır.
Türkiye’nin adaya müdahale ederiz ihtarları üzerine Yunan Birlikleri adadan çekilir.
1956’da İngiltere, ABD’nin desteklediği Bağımsız Kıbrıs planı devreye sokar.
Türk tarafı taksimden, Rumlar da Enosis’den vazgeçerler.
1959 yılında, İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında Garanti Anltlaşması parafe edilir. Kıbrıs halkını Makarios ve Fazıl Küçük temsil eder.
1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulur.
Makarios EOKACI faşistleri tutuklatır
1973 yılında Makarios’un Enosis’den uzaklaşması, Kıbrıs komünistlerinin ve solcuların desteğini arkasına almasından dolayı cuntacılar görevden alınması gerektiğini savunuyorlardı. Kıbrıs istihbaratı 1974 yılında EOKA-B’nin cuntacılar tarafından desteklenen, finanse edilen ve kontrol edilen bir darbe yapacağına dair kanıt bulması üzerine, Makarios 25 Nisan 1974 yılında EOKA-B’yi yasa dışı ilan eder. Ve 2000 EOKA üyesinin tutuklanması kararını verir.
****
Faşist, milliyetçi Yunanistan’da yönetimi elinde tutan cuntanın adadaki tetikçisi olan EOKA yer altı faaliyetlerine başlar.
Yunanistan askeri rejimi, ENOSİS taraftarı, EOKA’cı faşist Nikos Sampson Makarios’a yönelik Kıbrıs’ta darbe yapar. Makarios, cuntacıların bizzat emirleri ile hareket eden ulusal muhafızın saldırısıyla muhtemel bir ölümden Başkanlık Sarayı’ndan Baf’a kaçarak kurtuldu.
Bir İngiliz helikopteri onu Akrotiri’deki İngiliz Üssü’nden alır ve Londra’ya götürür.
Kıbrıs’ta darbenin ardından meşhur EOKA’cı faşist Nicos Sampson yeni hükümetin geçici başkanı olarak kendisini ilan eder. Ardından Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’ni ilan eder.
Faşist, darbeci Sampson ve faşistler, adada bulunan muhalefete yönelik saldırılara, Türkler’e yönelik katliama başlar.
****
Makarios 19 Temmuz 1974’te BM Güvenlik Konseyi’nde bir konuşma yapar.
Yunanlıların Kıbrıs’ı işgal ettiğini söyleyen Makarios, ayrıca Kıbrıs devlet dairelerinde Yunan bayrağının dalgalandığını ve büyük kayıplar olduğunu, Yunanlıların Türklerden daha tehlikeli olduğunu ve Kıbrıs’ın bağımsızlığının ortadan kalktığını, halkının tehlike altına olduğunu ifade eder.
Türkiye, 1974 yılında adaya müdahale eder
Sonuçta Kıbrıs 1959 yılındaki anlaşmaya göre, garantör olarak Kıbrıs’a 1974 Temmuz ayında müdahale eder.
Müdahalenin sonucunda Yunanistan’da cuntacılar iktidardan uzaklaştırılır.
Kıbrıs ikiye bölünür.
Kuzeyden Güney’e Rumlar, Güney’den de Kuzey’e Türkler geçer.
Ve Makarios sürgünden döner. 1974 yılında Kıbrıs Rum kesiminin liderliğini üstlenir.
O heykelin yaşam vadisinde
herhangi bir anlamı yoktur
Şimdi gelelim Yaşam Vadisi’nde dikilen anıta.
Anıt’ın Yaşam Vadisi’nde olmasının her hangi bir anlamı yoktur.
İki, AK Partililerin yaptığı kışkırtıcı paylaşımlar abesle iştigaldir.
Üç, “Makarios’un heykeli dikildi” diye medyada haber yapılması ise gazetecilik ahlakı açısından doğru değildir.
Sonuç olarak, heykel üzerinden tartışma yapanlar, muhafelet yapanlara söylenecek     olan şudur.
AK Partililer’in en azından paylaşım yapanların inaçları gereği, heykele zaten karşı olmaları gerekiyor.
Onun için tümden heykele karşı çıkan açıklamalar yapmaları gerekirken, siyaseten bunun yapılamayacağını en çok da kendileri bilmektedir. Ve iki yüzlü bir tavır sergilenmektedir.
Başkan İmamoğlu’na yapılacak muhalefetin, bir komposizyon çalışması üzerinden heykel dikilmiş gibi yapılması ise ayıptır.
Bir komposizyon çalışması üzerinden bir bardak suda fırtına koparılması da Beylikdüzü’nde muhalefetin yetersizliğinin bir başka göstergesidir.

Son söz: CHP’li belediyeler keşke yapılacak binlerce metrelik bir park alanında neler olması gerektiğini de kentte yaşayan insanlara sorabilseler. Hani yetkilerini paylaşsalar, karar alırken kentli hemşehrilerine sorsalar. Bunu sadece göstermelik olarak değil gerçekten sahici yapsalar. Katılımcı, hesap verilebilir yerel yönetimlerin yaratılmasına katkı sağlasalar ne iyi olur değil mi? Hani yerel demokrasilerin geliştirilmesini istiyorlar ya… Hani tek adamcılığa karşılar ya… Hani vatandaşın katılımcılığından yanalar ya…

Not: Bir yığın gereksiz tartışmanın önüne geçilir ve düşünülmeyen bir takım şeylerin, eksikliklerin görülmesini katılımcılık sağlar değil mi? Yapılan bir şey hemşehrilerine mal edilebilebilir. Yapıldıktan sonra o kentte yaşayanların haberi değil de yapılmadan haberi olur değil mi?

Not 2: İster CHP’li ister AK Partili belediye başkanları olsun iktidarı paylaşmayı sevmiyorlar. Ne de olsa iktidar şehvetli bir şey. Halbuki ihtiyacımız olan katılımcı, hesap sorulabilir, yanlış yapılmadan önce müdahale edilebilir, yapıldıktan sonra da doğrusunu yapabilecek bir yerel demokrasi kültürüne ne çok ihtiyacımız var.